Penguenler Yavrularını Sütle mi Besler? Buzların Arasında Öğrendiğim Küçük Bir Gerçek
Geçenlerde arkadaşlarla hayvanlar hakkında konuşurken konu bir şekilde penguenlere geldi. Hani şu siyah-beyaz takım elbiseli, yürürken hafifçe sağa sola sallanan, ama suya girdiklerinde inanılmaz çevikleşen penguenler...
Bir arkadaşım hiç düşünmeden, “Yavrularını sütle besliyorlar mı acaba?” diye sordu.
Masada kısa bir sessizlik oldu.
Açıkçası ben de o anda kesin bir cevap veremedim. İlk bakışta soru kulağa mantıklı geliyordu. Sonuçta penguen yavruları da diğer birçok yavru hayvan gibi küçük, savunmasız ve sürekli beslenmeye muhtaçtı. Üstelik belgesellerde yavruların ebeveynlerinin yanına sokulup gagalarını açtığını görünce insanın aklına ister istemez “Acaba süt mü veriyorlar?” sorusu geliyor.
Sonra biraz araştırmaya başladım ve ortaya yalnızca “hayır” cevabından çok daha ilginç bir hikâye çıktı.
Çünkü penguenlerin yavrularını nasıl beslediğini anlamak, aslında Antarktika'nın sert koşullarında aile olmanın, görev paylaşımının ve hayatta kalmanın ne kadar farklı şekillerde gerçekleşebileceğini anlamak demek.
İlk Gerçek: Hayır, Penguenler Süt Üretmez
En başta merak edilen soruyu netleştirelim: Penguenler yavrularını memeliler gibi sütle beslemez.
Penguenler kuştur ve memelilerde bulunan meme bezlerine sahip değildir. Dolayısıyla yavrularına süt vermezler.
Peki yavru penguen aç kaldığında ne oluyor?
Cevap oldukça ilginç: Ebeveyn penguenler denizden yakaladıkları balık, kril, kalamar ve diğer besinleri yiyip yavrularına geri çıkararak verirler. Yani yavrunun önüne bir tabak hazırlamıyorlar; yetişkin penguen denizde enerji topluyor, bunu yavrusuna aktarılabilecek hale getiriyor ve yuvaya döndüğünde yavrusunu besliyor.
Smithsonian Ocean da penguenlerin temel besinleri arasında kril, balık ve kalamar bulunduğunu ve birçok türde ebeveynlerin yavruların beslenmesi için denize gidip yiyecek getirdiğini belirtiyor. Smithsonian Ocean+1
Burada benim hoşuma giden nokta şu oldu: Doğada “beslemek” kelimesinin tek bir yöntemi yok.
İnsan için beslemek çoğu zaman süt, mama veya katı yiyecek anlamına geliyor. Penguen içinse beslemek; kilometrelerce yol kat etmek, soğuk denize dalmak, av yakalamak, geri dönmek ve elde edilen enerjiyi yavruya aktarmak anlamına gelebiliyor.
Ve hikâye tam burada başlıyor.
Antarktika'da Bir Sabah: Baba Penguenin Nöbeti
Şimdi gözümüzde bir sahne canlandıralım.
Antarktika'da hava karanlık.
Rüzgâr buzun üzerinde uğulduyor. Sıcaklık insanın birkaç dakika içinde dayanmakta zorlanacağı seviyelerde. Binlerce penguen birbirine sokulmuş halde duruyor.
Kalabalığın arasında bir erkek imparator penguen var.
Ayaklarının üzerinde tek bir yumurta taşıyor.
Burada hikâyenin en şaşırtıcı bölümlerinden biri ortaya çıkıyor.
İmparator penguenlerde dişi, yumurtayı bıraktıktan sonra onu erkeğe aktarır. Erkek yumurtayı ayaklarının üzerinde, özel bir deri ve tüy bölgesinin altında korur. Ardından dişi denize doğru gider; çünkü hem kendisinin hem de ileride doğacak yavrunun ihtiyaç duyacağı enerjiyi toplaması gerekir.
Smithsonian'ın aktardığı bilgilere göre erkek imparator penguen yumurtayı yaklaşık iki ay boyunca, Antarktika kışının en sert döneminde koruyabilir. Bu süreçte ciddi miktarda vücut ağırlığı kaybedebilir. Smithsonian Ocean+1
Bu noktada hikâyeyi yalnızca “anne denize gitti, baba yumurtaya baktı” şeklinde anlatmak biraz eksik kalıyor.
Çünkü burada çok daha önemli bir şey var:
Görevler biyolojik olarak aynı değil, fakat ikisi de yavrunun yaşaması için kritik.
Erkek penguenin işi o anda stratejik bir dayanıklılık gerektiriyor: Yumurtayı korumak, vücudunu rüzgâra karşı konumlandırmak, kolonide diğer erkeklerle birlikte ısı kaybını azaltacak şekilde hareket etmek ve haftalarca açlığa dayanmak.
Dişinin görevi ise başka bir tür mücadele içeriyor: Denize ulaşmak, yiyecek bulmak ve yavrunun dünyaya geldiği dönemde kullanılabilecek enerjiyi toplamak.
Bana kalırsa burada doğanın bize verdiği güzel derslerden biri şu:
Bir görevin daha görünür olması, diğerinden daha önemli olduğu anlamına gelmiyor.
“Erkekler Stratejik, Kadınlar Duygusal” Demek Neden Yeterli Değil?
Bu hikâyeyi insan dünyasına taşırken dikkatli olmak gerekiyor.
Penguenlerden söz ederken kolayca “Erkekler çözüm odaklıdır, kadınlar ise daha şefkatlidir” gibi basit bir sonuca ulaşabiliriz.
Ama gerçek hayat bu kadar basit değil.
İnsanlarda da olduğu gibi penguen davranışlarını yalnızca cinsiyet üzerinden açıklamak doğru olmaz. Çünkü doğadaki davranışlar çevre, tür, besin miktarı, yavrunun durumu, eşler arasındaki ilişki ve hayatta kalma koşulları tarafından şekilleniyor.
Yine de hikâyemizdeki karakterleri düşünsel bir araç olarak ele alabiliriz.
Diyelim ki kolonide iki penguen var: Aras ve Lina.
Aras, yumurtanın başında beklerken sürekli çevreyi gözlüyor. Rüzgâr yönünü, kolonideki hareketliliği ve diğer erkeklerin konumunu hesaba katıyor. Açlığın kendisine ne yaptığını fark ediyor ve enerjisini mümkün olduğunca ekonomik kullanıyor.
Bu, çözüm odaklı ve stratejik bir yaklaşım.
Ama Lina denizdeyken yalnızca “yiyecek bulmaya” gitmiyor. Dönüşünde yavrusunun sesini tanıması, eşini bulması, yavrunun durumunu gözlemlemesi ve kolonideki ilişkileri sürdürmesi gerekiyor.
Bu da empati ve ilişki yönetimi gerektiren bir yaklaşım.
Fakat roller tersine de dönebilir.
Başka bir penguen kolonisini düşünün. Erkek penguen denizde çok daha uzun süre kalırken dişi yuvayı koruyabilir. Ya da iki ebeveyn farklı zamanlarda benzer görevleri üstlenebilir.
Nitekim birçok penguen türünde yumurtaların kuluçkaya yatırılmasında ve yavruların yetiştirilmesinde iki ebeveyn de rol alır. Örneğin Magellan penguenlerinde ebeveynler yumurta veya yavrunun başında kalmakla denize yiyecek aramaya gitmek arasında sırayla görev değiştirir. Smithsonian Ocean+1
Dolayısıyla mesele “erkek böyle, kadın şöyle” değil.
Asıl mesele:
Ailenin ihtiyaçlarına göre kim, hangi anda hangi görevi üstlenebiliyor?
Bence hikâyenin insanlara dokunan tarafı da tam olarak burada.
Bir Yavrunun Açlığı, Bütün Ailenin Planını Değiştiriyor
Yavru penguen yumurtadan çıktığında işler daha da karmaşık hale geliyor.
Çünkü artık yalnızca yumurtayı sıcak tutmak yetmiyor.
Yavrunun yiyeceğe ihtiyacı var.
Ebeveynlerden biri veya ikisi denize gidiyor. Balık, kril ya da başka avlar buluyor. Daha sonra koloniye dönüyor.
Geçenlerde arkadaşlarla hayvanlar hakkında konuşurken konu bir şekilde penguenlere geldi. Hani şu siyah-beyaz takım elbiseli, yürürken hafifçe sağa sola sallanan, ama suya girdiklerinde inanılmaz çevikleşen penguenler...
Bir arkadaşım hiç düşünmeden, “Yavrularını sütle besliyorlar mı acaba?” diye sordu.
Masada kısa bir sessizlik oldu.
Açıkçası ben de o anda kesin bir cevap veremedim. İlk bakışta soru kulağa mantıklı geliyordu. Sonuçta penguen yavruları da diğer birçok yavru hayvan gibi küçük, savunmasız ve sürekli beslenmeye muhtaçtı. Üstelik belgesellerde yavruların ebeveynlerinin yanına sokulup gagalarını açtığını görünce insanın aklına ister istemez “Acaba süt mü veriyorlar?” sorusu geliyor.
Sonra biraz araştırmaya başladım ve ortaya yalnızca “hayır” cevabından çok daha ilginç bir hikâye çıktı.
Çünkü penguenlerin yavrularını nasıl beslediğini anlamak, aslında Antarktika'nın sert koşullarında aile olmanın, görev paylaşımının ve hayatta kalmanın ne kadar farklı şekillerde gerçekleşebileceğini anlamak demek.
İlk Gerçek: Hayır, Penguenler Süt Üretmez
En başta merak edilen soruyu netleştirelim: Penguenler yavrularını memeliler gibi sütle beslemez.
Penguenler kuştur ve memelilerde bulunan meme bezlerine sahip değildir. Dolayısıyla yavrularına süt vermezler.
Peki yavru penguen aç kaldığında ne oluyor?
Cevap oldukça ilginç: Ebeveyn penguenler denizden yakaladıkları balık, kril, kalamar ve diğer besinleri yiyip yavrularına geri çıkararak verirler. Yani yavrunun önüne bir tabak hazırlamıyorlar; yetişkin penguen denizde enerji topluyor, bunu yavrusuna aktarılabilecek hale getiriyor ve yuvaya döndüğünde yavrusunu besliyor.
Smithsonian Ocean da penguenlerin temel besinleri arasında kril, balık ve kalamar bulunduğunu ve birçok türde ebeveynlerin yavruların beslenmesi için denize gidip yiyecek getirdiğini belirtiyor. Smithsonian Ocean+1
Burada benim hoşuma giden nokta şu oldu: Doğada “beslemek” kelimesinin tek bir yöntemi yok.
İnsan için beslemek çoğu zaman süt, mama veya katı yiyecek anlamına geliyor. Penguen içinse beslemek; kilometrelerce yol kat etmek, soğuk denize dalmak, av yakalamak, geri dönmek ve elde edilen enerjiyi yavruya aktarmak anlamına gelebiliyor.
Ve hikâye tam burada başlıyor.
Antarktika'da Bir Sabah: Baba Penguenin Nöbeti
Şimdi gözümüzde bir sahne canlandıralım.
Antarktika'da hava karanlık.
Rüzgâr buzun üzerinde uğulduyor. Sıcaklık insanın birkaç dakika içinde dayanmakta zorlanacağı seviyelerde. Binlerce penguen birbirine sokulmuş halde duruyor.
Kalabalığın arasında bir erkek imparator penguen var.
Ayaklarının üzerinde tek bir yumurta taşıyor.
Burada hikâyenin en şaşırtıcı bölümlerinden biri ortaya çıkıyor.
İmparator penguenlerde dişi, yumurtayı bıraktıktan sonra onu erkeğe aktarır. Erkek yumurtayı ayaklarının üzerinde, özel bir deri ve tüy bölgesinin altında korur. Ardından dişi denize doğru gider; çünkü hem kendisinin hem de ileride doğacak yavrunun ihtiyaç duyacağı enerjiyi toplaması gerekir.
Smithsonian'ın aktardığı bilgilere göre erkek imparator penguen yumurtayı yaklaşık iki ay boyunca, Antarktika kışının en sert döneminde koruyabilir. Bu süreçte ciddi miktarda vücut ağırlığı kaybedebilir. Smithsonian Ocean+1
Bu noktada hikâyeyi yalnızca “anne denize gitti, baba yumurtaya baktı” şeklinde anlatmak biraz eksik kalıyor.
Çünkü burada çok daha önemli bir şey var:
Görevler biyolojik olarak aynı değil, fakat ikisi de yavrunun yaşaması için kritik.
Erkek penguenin işi o anda stratejik bir dayanıklılık gerektiriyor: Yumurtayı korumak, vücudunu rüzgâra karşı konumlandırmak, kolonide diğer erkeklerle birlikte ısı kaybını azaltacak şekilde hareket etmek ve haftalarca açlığa dayanmak.
Dişinin görevi ise başka bir tür mücadele içeriyor: Denize ulaşmak, yiyecek bulmak ve yavrunun dünyaya geldiği dönemde kullanılabilecek enerjiyi toplamak.
Bana kalırsa burada doğanın bize verdiği güzel derslerden biri şu:
Bir görevin daha görünür olması, diğerinden daha önemli olduğu anlamına gelmiyor.
“Erkekler Stratejik, Kadınlar Duygusal” Demek Neden Yeterli Değil?
Bu hikâyeyi insan dünyasına taşırken dikkatli olmak gerekiyor.
Penguenlerden söz ederken kolayca “Erkekler çözüm odaklıdır, kadınlar ise daha şefkatlidir” gibi basit bir sonuca ulaşabiliriz.
Ama gerçek hayat bu kadar basit değil.
İnsanlarda da olduğu gibi penguen davranışlarını yalnızca cinsiyet üzerinden açıklamak doğru olmaz. Çünkü doğadaki davranışlar çevre, tür, besin miktarı, yavrunun durumu, eşler arasındaki ilişki ve hayatta kalma koşulları tarafından şekilleniyor.
Yine de hikâyemizdeki karakterleri düşünsel bir araç olarak ele alabiliriz.
Diyelim ki kolonide iki penguen var: Aras ve Lina.
Aras, yumurtanın başında beklerken sürekli çevreyi gözlüyor. Rüzgâr yönünü, kolonideki hareketliliği ve diğer erkeklerin konumunu hesaba katıyor. Açlığın kendisine ne yaptığını fark ediyor ve enerjisini mümkün olduğunca ekonomik kullanıyor.
Bu, çözüm odaklı ve stratejik bir yaklaşım.
Ama Lina denizdeyken yalnızca “yiyecek bulmaya” gitmiyor. Dönüşünde yavrusunun sesini tanıması, eşini bulması, yavrunun durumunu gözlemlemesi ve kolonideki ilişkileri sürdürmesi gerekiyor.
Bu da empati ve ilişki yönetimi gerektiren bir yaklaşım.
Fakat roller tersine de dönebilir.
Başka bir penguen kolonisini düşünün. Erkek penguen denizde çok daha uzun süre kalırken dişi yuvayı koruyabilir. Ya da iki ebeveyn farklı zamanlarda benzer görevleri üstlenebilir.
Nitekim birçok penguen türünde yumurtaların kuluçkaya yatırılmasında ve yavruların yetiştirilmesinde iki ebeveyn de rol alır. Örneğin Magellan penguenlerinde ebeveynler yumurta veya yavrunun başında kalmakla denize yiyecek aramaya gitmek arasında sırayla görev değiştirir. Smithsonian Ocean+1
Dolayısıyla mesele “erkek böyle, kadın şöyle” değil.
Asıl mesele:
Ailenin ihtiyaçlarına göre kim, hangi anda hangi görevi üstlenebiliyor?
Bence hikâyenin insanlara dokunan tarafı da tam olarak burada.
Bir Yavrunun Açlığı, Bütün Ailenin Planını Değiştiriyor
Yavru penguen yumurtadan çıktığında işler daha da karmaşık hale geliyor.
Çünkü artık yalnızca yumurtayı sıcak tutmak yetmiyor.
Yavrunun yiyeceğe ihtiyacı var.
Ebeveynlerden biri veya ikisi denize gidiyor. Balık, kril ya da başka avlar buluyor. Daha sonra koloniye dönüyor.