Ön yargı nedir felsefe ?

Deniz

New member
Önyargı: Kafamızdaki "Kısa Yol"lar [color=]

Hepimizin bir iç sesimiz var, değil mi? "Bunu yapmalısın", "Şunu giymelisin", "Ona güvenmemelisin!" O ses bazen iyi bir arkadaş gibi, bazen de seni yanlış yönlendiren o eski, asla değişmeyen arkadaştır. İşte bu "kısa yol"lar, önyargı diye bilinen şeyin ta kendisi! Felsefeye meraklı biri olarak, önyargıyı düşünmek, sadece hayatımıza değil, aynı zamanda zihnimizin nasıl çalıştığına dair de bir yolculuk yapmak demek. Ama hadi, öncelikle bu “önyargı” dediğimiz canavarı biraz eğlenceli bir şekilde yakalayalım.

Önyargı Nedir? [color=]

Felsefi olarak önyargı, çoğunlukla bir insanın ya da olayın yargılanmadan önce, aslında onun hakkında pek bir şey bilmeden, var olan toplumsal, kültürel veya bireysel kalıplara dayalı olarak yapılan değerlendirmelerdir. Basitçe söylemek gerekirse, "Bu kişi şüpheli çünkü X'e benziyor" ya da "Kadınlar hep aynı şekilde davranır" gibi mantıklı olmayan ama beynimizin bize sunduğu çözümler! Kafamızdaki önyargılar, bizi bazen daha hızlı kararlar almaya zorlar ama çoğu zaman yanlış yönlendirir.

Felsefi açıdan, önyargı, bilginin eksikliği ve doğru değerlendirme ekseninde şekillenen bir yanlışlıklar bütünüdür. Bir bakıma, dünyayı daha kolay anlamamıza yardımcı olabilecek kısa yollar olsa da, çoğu zaman bu kısa yollar, gerçekleri çarpıtarak bizi yanıltır.

Önyargıyı "Kısa Yol"lar Olarak Düşünmek [color=]

Düşünsenize, hayat bir yolculuk, ama her adımda karşınıza çıkan "Yapma, geçerim" tabelaları var. İstediğiniz kadar "bu tabelaya güvenme, yol uzun!" deseniz de, bazen içsel önyargınız -bu arada tüm insanlık adına- size "Hadi ama, güven" diye bağırır.

Birçok felsefeci önyargıyı, insan zihninin doğal bir eğilimi olarak kabul etmiştir. Hepsinin ortak noktası şudur: Önyargılar, bizi daha hızlı, daha verimli ve daha az enerji harcayarak karar almaya itiyor. Ama bunun yanında, yanlış kararlar da alabiliyoruz. Şimdi, bu yanlış kararları daha çok mizahi bir şekilde düşünelim.

Mesela bir arkadaşınız sürekli "Başkasının söyledikleriyle hareket etme!" diye öğütler veriyor. Sonra siz o öğüdü dinliyorsunuz ve başkalarını küçümsediğinizde bir grup insana katılıyorsunuz. Derken fark ediyorsunuz ki, aslında sizin oradaki duruşunuz sadece önyargılarınızın sesiymiş. İşte bu noktada, felsefi olarak, önyargılar sizi sadece başkalarına değil, aynı zamanda kendinize de yabancılaştırır. O yüzden, "Herkes aynı şekilde düşünür" diye düşünmek, sıkça karşılaşılan ama yanlış bir önyargıdır.

Erkekler: Stratejik Bir Çözüm Arayışı [color=]

Erkeklerin bazen daha stratejik düşünme eğiliminde olduklarını gözlemleyebiliriz. Bu bakış açısına sahip bir kişi, önyargıyı daha çok bir "strateji" olarak görür. Yani, hemen karar verme ve zaman kazanma aracıdır. Örneğin, bir iş görüşmesinde birini hemen tanımaya çalışmak yerine, yüzeysel bir yargıya vararak daha hızlı hareket edebilirler. Bunun arkasındaki mantık şu: "Evet, bu kişi şunu yaparsa daha iyi olur" gibi bir yaklaşım. Ancak bu tür kısa yollar, zaman zaman hatalı olabiliyor. Erkeklerin bu tür stratejik yaklaşımda önyargıları ne kadar azaltabilecekleri, aslında karar verirken ne kadar empatik olduklarıyla doğrudan ilişkilidir.

Birçok erkek, iş dünyasında daha çözüm odaklı bir yaklaşımı benimseyebilir, fakat bu yaklaşımın da çoğu zaman insanları ya da durumları yanlış anlamaya yol açtığını görmek mümkündür. Önyargılar, bazen bir çözüm yerine, sadece bir “kısa yol” sunar ve bu yolun çoğu zaman yanlış olduğunu görmemiz daha uzun bir süreç olabilir.

Kadınlar: Empatik ve İlişki Odaklı Bir Yaklaşım [color=]

Kadınların önyargılara yaklaşımı daha çok ilişkilerle ve empatiyle ilgili olabilir. Toplumlar, kadınları daha çok duygusal zekâ ve insan ilişkileri üzerine eğilimli olarak tanımlar. Önyargıları, bazen başkalarının duygusal ve toplumsal bağlamlarını anlamadan önce, ilişkilerde daha doğru bir değerlendirme yapabilmek için de kullanabilirler.

Örneğin, bir kadın bir grup insanla tanıştığında, çoğunlukla o kişilerin ruh halini ya da ne yaşadıklarını daha hızlı çözümlemeye çalışır. Bu, toplumsal dinamikleri hızlıca kavrayabilmek için bir avantaj olabilir. Ancak, duygusal olarak hareket etmek, önyargıların güçlenmesine ve bazen yanıltıcı sonuçlara yol açabilir. Kadınlar, başkalarının duygusal ihtiyaçlarına duyarlı olsalar da, bu duyarlılık bazen onları yanlış anlamalarına yol açabilir.

Önyargıdan Kurtulmak Mümkün Mü? [color=]

Önyargı, insan doğasında var olan bir eğilimdir, ancak bu, onları aşamayacağımız anlamına gelmez. Felsefi olarak, önyargıyı anlamak ve onları gözlemlemek, zihnimizi daha açık tutmamızı sağlar. Bu nedenle, insanların daha doğru değerlendirmeler yapabilmesi için önce kendilerini gözden geçirmeleri gerekir.

Günümüzde farkındalık, kendimizi ve başkalarını anlamamıza yardımcı olabilecek en güçlü araçlardan biri. "Önyargılarımızı nasıl aşabiliriz?" diye sorarsak, bir cevabımız olabilir: Kendimizi başkalarının yerine koyarak, farklı bakış açılarını anlamaya çalışmak. Herkesin hikayesi farklıdır; birini anlamadan önce onun bakış açısını görmek gerekir. Hadi, gelin bu konuyu biraz daha derinlemesine tartışalım: Sizce önyargıları aşmak için en etkili yol nedir?