Kur'an'da üstün nedir ?

Deniz

New member
Kur'an’da Üstün Olmak: Bir Hikâye Üzerinden Düşünmek

Herkese merhaba, bugün sizlerle çok değerli bir konu üzerine düşündüğüm bir hikâye paylaşmak istiyorum. Kur’an’da üstün olmanın ne anlama geldiğini, nasıl bir olguya işaret ettiğini anlamak, aslında hayatımızda daha derin bir içsel yolculuğa çıkmak demek. Bu yazıda, hem kadınların empatik ve ilişkisel bakış açılarını hem de erkeklerin çözüm odaklı ve stratejik bakış açılarını yansıtan bir hikâye üzerinden konuyu derinlemesine ele alacağız.

Hikâyenin başlangıcında bir kasaba var, herkesin birbirini tanıdığı, her köşesinde ayrı bir yaşamın olduğu, iç içe geçmiş bir dünya… Gelin, bu dünyaya birlikte adım atalım ve Kur’an’ın "üstün" olma kavramına nasıl baktığımıza dair biraz daha derinleşelim.

Hikâye: Kasaba ve Üstünlük

Bir zamanlar, uzak bir kasabada iki yakın dost yaşardı. Biri adı Hasan, diğeri ise Zeynep’ti. Hasan, her zaman çözüm odaklı ve stratejik bir insan olarak tanınırdı. Zeynep ise kasabanın en empatik insanıydı, herkesin duygularını çok iyi anlar, sorunlarına çözüm aramaktan ziyade onları dinler, onlarla bağ kurardı.

Bir gün kasabada bir tartışma başladı. Kasabanın ileri yaştaki kadını, herkesin üzerinde yaşadığı eski taş evin bakımının yapılması gerektiğini söyledi. Bu ev, kasabanın simgesiydi; içinde yaşanan anılar, geçmişin izleri, herkesin kalbinde farklı anlamlar taşıyordu. Ancak evin bakımı için gerekli olan parayı toplamak, işin en zor kısmıydı. Evin onarımı için kasaba halkı arasında bir yarış başlatıldı: Kim, kasaba halkına en faydalı olursa, o kişi bu evin bakımını üstlenecekti.

Hasan bu durumu duyduğunda hemen çözüm arayışına girdi. Hızlıca kasaba halkını organize etmeye başladı, evin bakımını hızlıca tamamlamak için çeşitli yollar düşündü. Kim en fazla yardım ederse, o kişinin projeyi üstleneceğini düşünerek herkesin belirli bir görevde görev almasını sağladı. "Çalışarak, çaba göstererek üstün oluruz," diyordu. Ancak bu yaklaşım Zeynep’i düşündürmeye sevk etti.

Zeynep, kasaba halkının duygusal bağlarını göz önünde bulundurarak, “Hasan, bu sadece bir yarış değil. Kasaba halkının kalbinde var olan sevgiyi ve bağları güçlendirecek bir fırsat,” dedi. O an, Zeynep bir adım geri çekildi, kasaba halkının birbirine nasıl bağlı olduğunu ve birbirlerinin yanında olmanın gücünü fark etti. Onlara sadece yardım değil, güven ve dostluk sunmayı önerdi. "Herkes katkı sağlasın, ama en önemlisi kalpten vermek," dedi.

Hasan bu yaklaşımı ilk başta anlamadı, çünkü ona göre işler daha stratejik, daha planlı bir şekilde yapılmalıydı. Zeynep’in empatik bakış açısının, insanların daha fazla bağ kurmasına ve birlikte çalışmasına olanak sağlayacağını fark ettiğinde ise işler farklı bir boyuta taşındı.

Kur’an’da Üstünlük ve İnsanların Kalbinde

Bir gün, kasabada bu tartışma derinleştiği sırada, kasabanın yaşlı hocası gelip şöyle bir konuşma yaptı: "Kur’an’da üstünlük, mal ve güçle değil, ancak kalbinizle ilgilidir. Allah, bir insanı sadece yaptığı işlerle değil, gönlündeki niyetle değerlendirir. Kimin üstün olduğunu sadece fiziksel çabalar belirlemez; gönül, Allah’a yakınlık, empati ve sevgi ile tanımlanır."

Hasan, hocanın sözleri üzerine derin bir sessizliğe büründü. Zeynep ise, her zamanki gibi gülümseyerek, kasaba halkına ve Hasan’a bakarak şunları söyledi: "İnsanlar yalnızca ne yaparsak değil, nasıl yaparsak da birbirimize üstün olabiliriz. Bazen birini dinlemek, bazen sadece birlikte olmak, bazen de sadece kalpten bir söz söylemek, insanı çok daha değerli kılar."

Kasaba halkı, Zeynep’in yaklaşımına katılarak, herkesin gönülden katıldığı bir yardım kampanyası başlattı. Zeynep’in önderliğinde, evin bakımının tamamlanması sadece bir projeden çok, kasaba halkının birbirine daha yakın olduğu, birlikte çalışarak üstesinden geldiği bir dayanışma haline geldi. İnsanlar, işin sadece fiziksel yönünden çok, manevi yönüyle de üstündüler. Çünkü kasaba halkı, Kur’an’ın öğrettiklerini içselleştirerek birbirlerine kalpten bir üstünlük sunmuşlardı.

Hasan ve Zeynep: Farklı Yönlerden Üstünlük

Hasan, sonunda şunu fark etti: Zeynep’in yaklaşımı, doğruydu. Toplumsal bağları, yardımlaşmayı ve empatiyi güçlendirmek, sadece başarılı bir proje yürütmekten çok daha değerli bir şeydi. Zeynep’in insanları birleştirici gücü, kasabada gerçek anlamda üstünlük yaratmıştı. Ancak Hasan da şunu düşündü: Bir bakıma Zeynep’in yaklaşımını stratejik olarak kullanarak, kasaba halkı birbirini dinleyip birlikte hareket etti, ama bir adım daha öteye giderek kazanan onlar oldu.

Burada her iki bakış açısı birbirini tamamladı. Hasan’ın stratejik düşünme tarzı, Zeynep’in insan odaklı yaklaşımıyla birleştiğinde, gerçek anlamda üstünlük ortaya çıktı. Biri sorunun çözümüne odaklanırken, diğeri kalpten çözüm üretmeye odaklandı. Her ikisi de kendi yoluyla üstünlüğü bulmuştu, ama önemli olan birlikte aynı hedefe yönelmekti.

Forumda Tartışmaya Davet: Üstünlük Sizin İçin Ne Anlama Geliyor?

Hikâyenin sonunda sizlere birkaç soru bırakıyorum:

- Kur’an’a göre üstünlük, sadece fiziksel güçle mi elde edilir, yoksa kalpten gelen bir niyetle mi?

- Erkeklerin çözüm odaklı bakış açısı ve kadınların empatik bakış açısı, toplumda nasıl bir etki yaratır?

- Sizin için gerçek üstünlük nedir? Sadece başarıyla mı yoksa insanlarla kurduğunuz bağlarla mı?

Yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum! Bu konuda hep birlikte derinlemesine düşünerek, insan olmanın gerçek üstünlüğü üzerine konuşalım.