Devlet memuru nereye şikayet edilir ?

Emre

New member
Öncelikle olayın tarihini, saatini ve gerçekleştiği kurumu yazmak gerekiyor.

Sonra olayın ne olduğunu açıkça anlatmak gerekiyor.

Varsa belge, yazışma, başvuru numarası, cevap yazısı veya işlemi destekleyen diğer kayıtların belirtilmesi faydalı.

Daha sonra hangi nedenle mağdur olduğunuzu anlatmanız gerekiyor.

Ve en önemlisi, talebinizi açıkça yazmanız gerekiyor.

Örneğin:

“İşlemin incelenmesini ve tarafıma gerekçeli bir cevap verilmesini talep ediyorum.”

gibi somut bir talep, yalnızca “gereğinin yapılmasını arz ederim” demekten daha açıklayıcı olabilir.

Elbette olayın niteliğine göre hukuki durum değişebilir. Özellikle bir kamu görevlisinin davranışının suç oluşturduğunu düşünüyorsanız, yalnızca idari şikâyet yollarıyla yetinilip yetinilmeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Kısacası her olayın tek bir şablonu yok.

KDK Başvurusu Konusunda Benim İçin En Önemli Ayrıntı

Kamu Denetçiliği Kurumu'nun resmi bilgilerine göre ilgili idareye yapılan başvurunun ardından cevap verilmemesi, talebin reddedilmesi veya verilen cevabın yeterli görülmemesi halinde belirli süreler içinde KDK'ya başvuru yapılabiliyor. KDK, idareye yapılan başvurunun süresi konusunda 30 günlük süreyi ve ardından belirli şartlarla 6 aylık başvuru süresini açıklıyor.

Ayrıca KDK'ya başvurunun, konu hakkında yargıya başvuru süresini durdurduğu da kurumun resmi açıklamalarında belirtiliyor. Ancak burada süreler ve somut olayın hukuki niteliği önem taşıdığı için yalnızca genel internet bilgisine güvenmek yerine, ciddi hak kaybı ihtimali bulunan durumlarda uzman hukuki destek alınması daha güvenli olabilir.

KDK'ya elektronik başvuru imkânı da bulunuyor. Kurumun resmi başvuru sayfasında elektronik başvurunun yanı sıra diğer başvuru yöntemleri ve gerekli bilgiler açıklanıyor.

Sonunda Ne Oldu?

Benim hikâyemin sonunda mesele beklediğimden daha sakin bir şekilde çözüldü.

Başvurumun ardından kurumdan yazılı bir cevap geldi. İlk anda yaşadığım öfkenin yerini garip bir rahatlama aldı.

Çünkü benim için asıl önemli olan birinin cezalandırılması değildi.

Ne olduğunu bilmekti.

Neden o işlem yapılmamıştı?

Kim karar vermişti?

Benim hangi hakkım vardı?

Bir yanlışlık varsa nasıl düzeltilecekti?

Bu soruların cevabını yazılı olarak almak, tartışmanın kendisinden çok daha değerliydi.

O gün şunu anladım:

Devlet memuru şikâyet edilecek “güçlü kişi” değildir; kamu hizmetinin bir parçasıdır ve yaptığı işlem veya davranış da gerektiğinde denetlenebilir.

Aynı şekilde vatandaş da her memurla anlaşmazlık yaşadığında haklı kabul edilemez.

Hukuk mekanizmasının değeri zaten burada ortaya çıkıyor.

Kim daha yüksek sesle konuşuyor diye değil, olayın ne olduğuna, hangi kurala dayandığına ve kişinin gerçekten mağdur olup olmadığına bakılıyor.

Bugün O Güne Baksam Ne Yapardım?

Bugün aynı olay başıma gelse önce sakin kalırdım.

Tartışmayı büyütmek yerine görevlinin adını veya mümkünse görev yaptığı birimi öğrenir, işlemin neden yapılmadığını sorar, mümkünse yazılı gerekçe isterdim.

Sonra olayları tarih sırasına koyardım.

Belgeleri saklardım.

İlgili kuruma yazılı başvuru yapardım.

Konuya göre CİMER gibi idari başvuru kanallarını değerlendirirdim. Personel veya yönetici hakkında CİMER'e yapılan şikâyetlerin kurum içindeki üst amire yönlendirilebildiği resmi CİMER bilgilerinde açıkça belirtiliyor.

İdarenin işlemi veya kamu görevlisinin tutum ve davranışı nedeniyle mağduriyet devam ediyorsa, şartları uygunsa Kamu Denetçiliği Kurumu'nu da değerlendirirdim. KDK, kamu görevlilerinin tutum ve davranışları ile kamu kurumlarının işlemleri konusunda başvuru kabul edebiliyor.

Ancak dava açma süresi gibi kritik bir süre söz konusuysa, “Nasıl olsa CİMER'e yazdım” diyerek hukuki süreleri kaçırmazdım.

Forumda Bu Konuyu Konuşurken Bence Asıl Sorulması Gerekenler

Şimdi size şunu sormak istiyorum:

Bir devlet memurunun vatandaşa kaba davranması sizce tek başına şikâyet konusu olmalı mı?

Yoksa kaba davranışın yanında işlemin hukuka aykırı olması da mı gerekiyor?

Bir memurun mevzuata uygun fakat vatandaşı memnun etmeyen bir karar vermesi durumunda ne düşünüyorsunuz?

Peki ya aynı kurumda çalışan başka bir görevli, sorunun çözülmesi için size yardımcı oluyorsa?

Bence bu soruların cevabı bizi “memur mu vatandaş mı haklı?” tartışmasından daha ileri bir yere götürüyor.

Çünkü mesele aslında yalnızca bir memur meselesi değil.

Mesele, vatandaşın devletle karşılaştığı anda kendisini nasıl hissettiği.

Mesele, kamu görevlisinin yetkisini nasıl kullandığı.

Mesele, bir yanlışlık olduğunda bunun düzeltilebileceğine dair güvenin devam edip etmediği.

Ve belki de en önemlisi, insanların hakkını ararken bağırmak zorunda kalmadan seslerini duyurabileceklerine inanıp inanmadıkları.

Ben o gün devlet dairesinden sinirli çıktım.

Ama birkaç hafta sonra elimde başka bir şey vardı:

Bir şikâyet değil, bir hak arama deneyimi.

Aradaki fark küçük gibi görünüyor ama aslında çok büyük.

Çünkü şikâyet bazen yalnızca öfkenin dışa vurumudur.

Hak arama ise olayın ne olduğunu anlamaya, delilleri toplamaya, doğru makama başvurmaya ve somut bir çözüm istemeye dayanır.

Devlet memuru nereye şikâyet edilir sorusunun tek cümlelik cevabı bu yüzden bana artık yeterli gelmiyor.

Kısaca Yol Haritası

Bir kamu görevlisiyle ilgili sorun yaşayan kişinin önünde olayın niteliğine göre farklı yollar bulunabilir:

• Öncelikle yaşanan olay mümkün olduğunca somutlaştırılabilir.

• İlgili kurum veya yetkili makama yazılı başvuru yapılabilir.

• Kamu kurumları ve personeliyle ilgili şikâyetlerde CİMER başvuru yolu değerlendirilebilir. CİMER'in resmi açıklamalarında personel veya yönetici hakkındaki şikâyetlerin üst amire gönderilebildiği belirtilmektedir.

• İdarenin işlemi veya kamu görevlisinin tutum ve davranışı nedeniyle mağduriyet söz konusuysa, gerekli şartların bulunması halinde Kamu Denetçiliği Kurumu'na başvurulabilir.

• Suç teşkil ettiği düşünülen eylemler veya doğrudan yargısal denetim gerektiren durumlar ise ayrıca değerlendirilmelidir.

Buradaki en önemli nokta, her olayda aynı yöntemin kullanılmamasıdır.

Bir dilekçenin güçlü olması, ne kadar sert yazıldığıyla değil; ne kadar açık, somut, belgeli ve hukuken anlamlı olduğuyla ilgilidir.

Benim bu hikâyeden çıkardığım en büyük ders de buydu.

Hakkını aramak, karşındaki insanı düşman ilan etmek değildir. Bazen tam tersine, kamu hizmetinin olması gerektiği gibi işlemesini istemektir.

Belki sizin hikâyenizde de bir memurla yaşadığınız benzer bir olay vardır.

Belki CİMER'e başvurdunuz.

Belki kurum amirine dilekçe verdiniz.

Belki Kamu Denetçiliği Kurumu'na kadar gittiniz.

Belki de hiçbir yere başvurmayıp “Boş ver, uğraşılmaz” dediniz.

İşte bence üzerinde en çok düşünülmesi gereken soru tam da bu:

Bir vatandaş hakkının ihlal edildiğini düşündüğünde neden ilk olarak hakkını aramaktan değil, uğraşmaktan korkuyor?

Çünkü iyi işleyen bir kamu düzeninin göstergelerinden biri yalnızca vatandaşın devlete güvenmesi değildir.

Devletin de vatandaşın itirazından korkmamasıdır.

İtiraz edilebilen, denetlenebilen ve gerektiğinde hatasını düzeltebilen bir kamu yönetimi, hem vatandaşa hem de işini doğru yapan memura güven verir.

Ve belki de bu yüzden bazen bir şikâyet dilekçesi, sandığımızdan çok daha fazlasıdır.

Bazen tek bir vatandaşın “Ben bunu anlamadım, açıklanmasını istiyorum” demesi, kamu hizmeti ile vatandaş arasındaki ilişkinin ne kadar sağlıklı olduğunu gösteren küçük ama önemli bir aynaya dönüşür.

Süreleri daha temkinli ifade etHikâyenin sonucunu somutlaştır

Süreleri daha temkinli ifade et

Hikâyenin sonucunu somutlaştır

Başvuru yollarını daha net ayır
 
Üst